TARIFNAME ÜRIDIN IÇEREN NANOLIFLI YARA ÖRTÜSÜ Teknik Alan Bulus, saglik endüstrisinde kullanilmak üzere, üridin veya üridin türevlerini içeren nanolifli yara örtüsü ile ilgilidir. Teknigin Bilinen Durumu Yara iyilesme süreçlerini hizlandirabilen, mevcut uygulamalarda kullanilabilen çesitli ilaçlar ve yara yeri örtüleri literatürde bulunmaktadir. Hali hazirda kullanimda olan bu ilaç veya yara örtülerinin tedavilerinin günlük veya günde bir kaç kere kullanimli olmasi, ilaçlarin çogunun sonradan sentezlenen kimyasal maddeler olmasi nedeni ile olasi yan etkileri, ayni zamanda hastanin uyumu ve bakim sartlarini zorlastirabilmeleri nedeni ile teknik olarak zorluk olusturmanin yaninda ekonomik olarak büyük bir yük getirmektedir. Erken dönemden itibaren çesitli yaralarin tedavisinde kullanilabilecek, koruyucu, hizli iyilestirici etkileri olan yeni yara örtülerinin gelistirilmesine ihtiyaç duyulmaktadir. Teknigin bilinen durumuna yönelik gerçeklestirilen patent ve literatür arastirmasinda saptanan dokümanlar asagida özetlenmistir. EP1835948 B1 yayin numarali Avrupa patenti, kalsifikasyonu azaltmak ve biyomalzemenin ömrünü uzatmak için kollajen içeren bir biyomalzemenin üretimi ile ilgilidir. Dokümanda, kollajen içeren biyomalzemenin alkol içeren bir çözeltiye en az 24 saat maruz birakilmasi, söz konusu malzemenin bir çapraz baglama maddesine maruz birakilmasi, malzemenin inaktive edebilen bir aminokarboksilik asit içeren asidik bir çözeltiye maruz birakilmasi ve/veya çapraz baglama asamasindan sonra malzemede bulunan sabitlenmis ve sabitlenmemis çapraz baglama maddesi gruplarinin modifiye edilmesi islem adimlari bulunmaktadir. Söz konusu dokümanda, biyomalzemenin; kültürlenmis bir doku, hayvandan izole edilen bir biyomalzeme, herhangi bir türde hücresel doku (kardiyovasküler doku, kalp dokusu, kalp kapagi, aort kökleri, aort duvari, aort yaprakçiklari, perikardiyal doku, bag dokusu, dermal doku, vasküler doku, kikirdak, perikard gibi), izole edilmis bir kollajen veya sentetik polimer olabilecegi belirtilmistir. Ayrica biyomalzemenin polilaktik asit, poliglikolik asit, polilaktik asit- poliglikolik asit kopolimerleri, polidioksanon, polikaprolakton (PCL), polipeptitler, polikarbonatlar, polihidroksibutirat, poli(alkilen oksalat) vb. gibi biyoabsorblanabilir malzemelerden de olusabilecegi belirtilmistir. Ancak bahsedilen biyomalzeme vücut içerisine implante edilmek üzere tasarlanmistir. Yara örtüsü degildir. Biyomalzemenin yapisi nanoliflerden olusmamaktadir. Implant malzemesi içerisine yara iyilesmesine katkida bulunan bir madde eklenmesi, bu maddenin salim göstermesi ve salimin takibi yoktur. EP2600910 B1 yayin numarali Avrupa patenti, emilebilen veya emilemeyen malzemeler ve/veya proteinler içeren yara örtüleri, cihazlar, dolgu macunlari ve yapiskan maddeler, implante edilebilir cihazlarin kaplanmasi veya dokuya implante edilebilir cihazlar ile ilgilidir. Dokümanda, kuru halde bulunan ve toksik olmayan bir malzemeye ihtiyaç duyuldugu belirtilmistir. Bu nedenle buluslarinda çapraz baglanabilir protein; bu protenini çapraz baglanmasini indükleyen ve toksik olmayan bir malzemeden bahsedilmektedir. Burada kullanilan çapraz baglanabilir proteinin jelatin içerecegi belirtilmektedir. Ancak bu patent kapsaminda da üretilecek olan yapi nanolifli bir yara örtüsü degildir ve yara örtüsü yapisina, yara iyilesmesine katkida bulunacak bir madde eklenmesi ve salim kontrolü söz konusu degildir. Ayrica biyolojik olarak bozunur PCL polimerinin kullanimi söz konusu degildir. Sonuç olarak, yukarida anlatilan olumsuzluklardan dolayi ve mevcut çözümlerin konu hakkindaki yetersizligi nedeniyle ilgili teknik alanda bir gelistirme yapilmasi gerekli kilinmistir. Bulusun Kisa Açiklamasi Mevcut bulus, yukarida bahsedilen gereksinimleri karsilayan, tüm dezavantajlari ortadan kaldiran ve ilave bazi avantajlar getiren, üridin içeren nanolifli yara örtüsü ile Bulus, mevcut durumlardan esinlenerek olusturulup yukarida belirtilen olumsuzluklari çözmeyi amaçlamaktadir. Bulusun ana amaci, saglik endüstrisinde kullanilmak üzere, üridin içeren nanolifli yara örtüsü elde etmektir. Nanolifli yapilar yüksek gözeneklilikleri, düsük gözenek boyutlari, genis yüzey alanlari, yüksek mekaniksel dayanimlari ile yara iyilesmesi için uygun ortami olustururlar. Ayrica bu yüzeyler fonksiyonellestirilebilir ve çok çesitli polimerlerden üretime imkân verir. Bu gibi avantajlari nedeniyle konvansiyonel yara örtülerine göre üstünlük saglarlar. Mevcut bulusun en önemli özelligi biyouyumlu bir polimerden elektro çekim (elektrospining) yöntemi ile nanolifli yara örtüsü elde edilmesi ve daha önceki çalismalarda endojen olmasi nedeni ile yüksek dozlarda dahi yan etkisi bulunmayan üridinlin nanolifli yara örtüsüne eklenmesi neticesinde uzun süreli, kontrollü ve stabil sekilde ilaç saliveren bir yara örtüsü olmasidir. Uzun süreli, kontrollü ve stabil ilaç salinimi yapan yara örtüsü hastalarda sik sik pansuman yapilmasini engellemekte, hastalarin uyum ve konforunu artiracak ve hizli bir yara iyilesmesine neden olurken ekonomik olarak daha az yük getirmektedir. Bulus kompozisyonunda biyouyumlu polimer kullanilmasi, vücut içerisinde üretilebilen bir endojen molekülün iyilestirmeyi hizlandirici özelligi nedeni yara örtüsüne eklenmesi sayesinde mevcut teknikte kullanilan sentetik içerikli formülasyonlara göre insan sagligini etkileyecek olumsuz sonuçlar dogurmasinin önüne geçilmesi mevcut teknige göre üstünlük saglamaktadir. Bulus konusu yara örtüsü, saglik endüstrisinde, ilaç endüstrisinde kaza sonrasi yaralari, ameliyat sonrasi yaralari, elektrik yaniklarina bagli olusan yaralar, kimyasal madde temasi ile olusan yaralar, sicak madde temasi ile olusan yaniklara bagli yaralar, diyabet hastaliginda olusan yaralar, uzun süreli yatan hastalarda olusan basi ülserlerinde kullanima uygundur. Mevcut bulusta, teknigin bilinen durumundan farkli olarak, yara iyilesmesine katki saglayacak olan üridin içeren biyouyumlu nanoliflerden olusan bir yara örtüsü üretimi yer almaktadir. Mevcut çalismada polimer olarak PCL kullanilmis olmasina ragmen, bulusun özelligi biyouyumlu olan herhangi bir polimerin kullanilabilir olmasidir. Bulusta, nanolifli yapi içerisine yara iyilesmesine katki saglayacak üridin eklenmesi, üridinin yara üzerinde salim göstermesi, salimin ve yara iyilesmesinin takibi söz konusudur. Bu anlamda mevcut bulus, kullanilan malzeme yapisi, kullanim amaci ve etkinlikleri anlaminda teknigin bilinen durumundan farklilik göstermektedir. Bulusta seçilen polimer tipi degistirilebilmektedir. Farkli polimer tipi ve çözücüler kullanilarak olusturulacak olan üridin katkili nanolifli yüzeylerde, yüzey özellikleri, polimerin bozunma oranlari ve dolayisiyla ilaç salim profilleri degiseceginden; ilaç saliminin tekrar izlenmesi ve etkin doz ayarlarinin belirlenmesi gerekmektedir. Ayrica nanolifli yüzeylerin konstrüksiyonu degistirilerek (çok katmanli nanolifli yüzeylerin olusturulmasi, porojen madde eklenerek nanolif yapisinin degistirilmesi, kabuk/öz nanolifli yapilar olusturma vb.) üridinin salim profili ve salim süresi degistirilebilir. Bulusta kullanilan yöntemin esasi polimer çözeltisi/eriginin elektriksel alana tabi tutulmasi esasina dayanmaktadir. Bulus konusu yöntemle üretilen yara örtüsü, kesi yaralari, cerrahi operasyon sonrasi yaralari, yanik yaralari, basi yaralari, diyabetis mellitusla bagli kronik yaralar, immun yetmezlik sendromlu hastalarda görülen yaralarda kullanilabilmektedir. Bulusun yapisal ve karakteristik özellikleri ve tüm avantajlari asagida verilen sekiller ve bu sekillere atiflar yapilmak suretiyle yazilan detayli açiklama sayesinde daha net olarak anlasilacaktir ve bu nedenle degerlendirmenin de bu sekiller ve detayli açiklama göz önüne alinarak yapilmasi gerekmektedir. Bulusun Anlasilmasina Yardimci Olacak Sekiller Sekil 1*de yara alanlarinda günlere göre yüzde degisim grafigi verilmektedir. (*, PCL+ ifade etmektedir (p<0.005)) Bulusun Detayli Açiklamasi Bu detayli açiklamada, bulusa konu olan yara örtüsünün tercih edilen yapilanmalari, sadece konunun daha iyi anlasilmasina yönelik olarak açiklanmaktadir. Bulus, saglik endüstrisinde kullanilmak üzere, nanolifli yara örtüsü ile ilgilidir. Bulus konusu yara örtüsünün üretim yönteminde, ilk olarak polimer çözeltisi hazirlanmaktadir. Polimer çözeltisinin hazirlanmasi için kullanilan polimer ve bu polimere özgü çözücüden faydalanilmaktadir. Bir sonraki islem adiminda, elektro çekim yöntemi polimer çözeltisinden nanolifli yüzey üretimi yapilmaktadir. Bu asamada, elektro çekim cihazi kullanilmaktadir. Ardindan, polimer çözeltisi içerisine üridin eklenmektedir. Bqusa konu olan yara örtüsü, polimer olarak, tercihen poIikaproIakton (PCL) içermektedir. Bqusun farkli uygulamalarinda, PCL yerine baska bir polimer kullanilirsa, yara örtüsü islevini yine de yerine getirebilmektedir. Fakat ilaç saIim profilleri farklilasmaktadir. Bqusun tercih edilen uygulamasinda PCL miktari çözelti içerisinde degistirilebilmesi (örnegin %3-30 gibi) mümkündür. Bulus konusu yara örtüsünde, poIimerin çözünmesi için farkli çözücüIer kuIIaniIabiImektedir. kullanilan polimer tipine uygun çözücüIer seçilmektedir. PCL için bu amaca uygun sekilde, DMF:DCM kullanilmaktadir. Çözücü, farkli oranlarda karisim halinde, toplam çözelti içerisinde %80-95 oranlari araliginda olabilmektedir. Farkli poIimerIer için farkli çözücüIer farkli oranlarda kuIIaniIabiImektedir. Bulus konusu yara örtüsünde yer alan bir diger bilesen ise üridindir. Üridin, farkli oranlarda karisim halinde, toplam çözelti içerisinde % 0,01 - %30 oranlari araliginda bulunabilmektedir. Üridin türevleri ifadesi fosfatli üridin bilesikleri, seker bagli üridin bilesikleri ve üridin esterlerini kapsamaktadir. Fosfatli üridin bilesikleri, bulusun bir diger biIesenidir. UDP (üridin difosfat), UMP (üridin monofosfat) ve UTP (üridin trifosfat)) fosfatli üridin bilesikleri olarak kuIIaniIabiImektedir. Bulus içerisinde, farkli oranlarda karisim halinde, toplam çözelti içerisinde % 0,01 - Bqusta ayrica farkli oranlarda karisim halinde, toplam çözelti içerisinde % 0,01 - %30 oranlari araliginda seker bagli üridin bilesikleri bulunmaktadir. Seker bagli üridin bilesikleri olarak; UDP-glukoz, UDP-galaktoz kullanilmaktadir. Bulusta kullanilan üridin esterlerinin (ester bagli üridin bilesikleri) kullanim orani da farkli oranlarda karisim halinde, toplam çözelti içerisinde % 0,01 - %30 oranlari araligindadir. Bulus konusu yara örtüsü üretim yönteminin tercih edilen bir uygulamasinda, polimer çözeltisi hazirlanir. Seçilen polimer uygun çözücüler ile belirli konsantrasyonlarda biraraya getirilmekte, çözünme saglanmakta ve bir polimer çözeltisi elde edilmektedir. Tercihen biyolojik olarak bozunur bir polimer olan PCL kullanilmaktadir. PCL çözücüleri olan DMF ve DCM içerisine ile belirli oranlarda eklenmektedir. Ancak polimer olarak PCL ve çözücüler olarak DMF ve DCM kullanilmasi sart olmayip, uygun çözücüler ile muamele edilen herhangi bir biyouyumlu polimer de kullanilabilir. Daha sonra bir isiticili manyetik karistirici yardimiyla polimerin çözücüler içerisinde tamamen çözünmesi saglanmaktadir. Polimer çözeltisi isiticili manyetik karstirici üzerinde 20-35 (C arali ginda karistirilmistir. Çözünme gerçeklestikten sonra, polimer çözletisi içerisine belirli oranlarda üridin eklenmekte ve homojen bir karisim elde edilinceye kadar manteyik karistirici üzerindeki karistirma islemi devam etmektedir. Ardindan, elektro çekim yöntemi ile üridin içeren çözeltilerden nanolif üretimi islemi uygulanmaktadir. Bu amaçla öncelikle belirli miktar polimer, siringa içerisine alinmakta ve besleme pompasi üzerine yerlestirilmektedir. Yardimci hortumlar yardimi ve besleme pompasi ile belirli hizdaki üridin içeren polimer çözeltisi düze ucuna beslenmektedir. Düze ucunda bir damlacik olusturulmaktadir. Olusan damlaciga yüksek gerilim kaynagi yardimi ile voltaj verilmektedir. Kritik voltaj degerinin üzerine çikildiginda damlacik karsida bulunan toplayica dogru hareket etmeye baslamaktadir. Damlacigin düze ile toplayici arasindaki hareketi esnasinda çözücüler uzaklasmakta, polimer jeti incelerek uzamaktadir. Hareket halindeki damlacik toplayiciya ulastiginda artik nano çapli kuru lifler halinde toplayici üzerine yerlesmektedir. Burada amaç nanometer seviyesinde çaplara sahip liflerlden olusan bir yüzey elde etmektir. Söz konusu yönteme etki eden parametreler; çözelti özellikleri (polimer konsantrasyonu, viskozite, çözücülerin uçuculugu çözeltinin elektriksel özellikler vs), proses parametreleri, (besleme hizi, voltaj, düze-toplayici mesafesi, toplayici tipi ve hizi, düze/igne çapi vs) ve çevresel parametreler (sicaklik, nem, basinç, atmosfer tipi, vs.) olarak üç baslikta toplanir. Bu parametreler elde edilen nanoliflerin çapi ve morfolojisi üzerinde etkilidir. Bahsedilen parametre araliklari tercihen asagidaki gibidir: o Voltaj: 5-25 kV, o Düze-toplayici arasindaki mesafe: 5-25 cm, . Düze çapi: 14-27 gauge, o Toplayici tipi: Düz plaka ve döner silindir, o Döner silindir hizi: 0-500 rpm, o Üretim sicakligi, nemi ve atmosfer tipi: Günlük ortam kosullari. Ancak bu parametreler poIimerin ve çözücünün özelliklerine bagli olarak modifiye edilebilir. Bulusa konu olan çalismada kullanilan PCL; biyoloijk olarak bozunur, biyouyumlu, toksik oImayan yapida bir poIimerdir. Bu özellikleri nedeniyle medikaI uygulamalari dikkat çekmektedir. Uzun süreli bozunma sürelerine sahip olmasi nedenier özeIIikIe ilaç tasima sistemlerinde ilacin uzun süreli salinimina yardimci olmaktadir. NanoIifIi yapiIar ise, yüksek gözenekli ve düsük gözenek boyutlari ile yaranin hem nefes aImasina katki saglamakta hem de yaranin enfekte oImasini engellemeye yardimci olmaktadir. Düsük çaplari, yüksek yüzey aIanIari, yüksek mekanik özellikleri nedeniyle bu yapilar konvansiyonel yara örtülerine göre avantajIidir. Ayrica nanoIifIi yapiIar içerisine çesitli aktif maddeIer ekIenerek fonksiyoneIIestiriIebiIir. Böylece yapi içerisine ilaç, vb. maddeIer ekIenebiIir. Ayrica biyobozunur veya biyobozunur oImayan pek çok poIimerden üretime imkân verir. Bu gibi özellikleri nanoIifIi yapiIari özeIIikIe aktif bilesen katkili yara örtüsü uygulamalarinda ön plana çikarir. Üridin, fosfat bagli üridin bilesikleri (UDP(üridin difosfat), UMP(üridin monofosfat) ve UTP(üridin trifosfat)), seker bagli bilesikler (UDP-glukoz, UDP-galaktoz) veya üridin esterIerinin anti-oksidan sistemleri devreye sokmasi, antiapopotik özelligi, hücre ve dokuIardaki geneI rejenerasyonun arttirilmasi nedeni ile yara iylesmesini güvenli bir sekilde hizIandirabiIir, yara örtüsüne ekIenip uzun süreli, kontroIIü ve stabiI saIiveriImesi nedeni ile her türlü yaranin tedavisinde ve iyilesme süreçlerinin hizIandiriImasinda kullanilabilir. Bu metinde, nanoIif yara örtüsü üretimi: üridin içermeyen ve üridin içeren nano IifIi yara örtüsünün eIektroçekim yöntemi ile üretilmesi, üretiIen yara örtülerinin karakterizasyonu (SEM, FTIR analizleri, in vitro üridin salinimi) ve üretilen yara örtülerinin in vivo etkinligi (deney hayvanlari üzerinde olusturulan yara modelinde etkinligin gösterilmesi) açiklamalari yer almaktadir. Bulus kapsaminda gelistirilen yara örtüsünün etkinligini kanitlamak üzere, yüzde yara küçülme oranlari degerlendirilmistir. Belirli günlerde % yara küçülmesi: Günler Tegaderm Katkisiz PCL PCL+%0,5 PCL+%1 Uridin (Pozitif kontrol) (negatif kontrol) Üridin Sekil 1*de görüldügü üzere üridin içeren nanolifli yara örtüleri kullanilan gruplardaki yara iyilesmesi, ticari ürün ve katkisiz PCL nanolifli yüzey kullanilan gruplara göre daha hizli gerçeklesmis ve yaralarin kapanma oranlari anlamli sekilde daha fazla olmustur. Bulusumuzda kullanilan polimer konsantrasyonu, çözücü oranlari, polimer çözeltisi içerisine eklenen üridin miktari önem arz etmektedir. Kontrollü ve etkin ilaç saliminin gerçeklesmesi için bu degerler titizlikle belirlenmelidir. Nanolif üretim asamasinda seçilen proses parametreleri , (besleme hizi, voltaj, düze- toplayici mesafesi, toplayici tipi ve hizi, düze/igne çapi vs) nanolif çap ve morfolojilerini etkiler. Bu nedenle seçilen her bir parametrenin birbiri ile uyumlu ve optimum olmasi Ortam kosullari (sicaklik, nem, basinç, atmosfer tipi, vs.) sorunsuz bir üretimin gerçeklesmesinde etkilidir. Üretim oda kosullarinda gerçeklestiginden günlük ortamin sicaklik ve nemi üretimi etkileyebilmektedir. PCL medikal alanda uzun zamandir uygulamalarda yeri bulunan bir polimerdir. PCL kendi basina nanolifli yara örtüsü üretmek için kullanilabilen bir polimer olmak ile birlikte üridin veya üridin türevlerinin polimeri çözeltisine katilmasi, üridin veya üridin türevleri ile birlikte yara örtüsü haline getirilebilmesi, üridin veya üridin türevlerinin nanolifli yapiya tutunmasi, tutunan üridin moleküllerinin kontrollü bir sekilde saliverilmesi, yara örtüsü haline getirildikten ve strelize edildikten sonra kontrollü üridin saliverilmesinin devam etmesi, sterilize edildikten sonra deney hayvanlarinda olusturulan yara modelinde ticari ürün ve üridin içermeyen nanolifli yara örtüsüne göre ilk günden itibaren daha hizli iyilesme sagladiginin gösterilmesi açisindan bakildiginda üretim, karakterizasyon ve ürünün etkinligi açisindan teknik alanda mevcut olan ögretiden hareketle asikar olmayan bir gelistirme içermektedir. PCL polimerine üridin veya üridin türevlerinin katilmasinin nedeni üridin veya üridin türevlerinin anti-oksidan sistemleri devreye sokmasi, antiapopotik özelligi, hücre ve dokulardaki genel rejenerasyonun arttirilmasi, antienflamtuvar özelliginin de bulunmasi nedeni ile yara iyilesmesinin pek çok basamagini güvenli bir sekilde hizlandirmasi, yara örtüsüne eklenip uzun süreli, kontrollü ve stabil saIiveriImesi nedeni ile her türlü yaranin tedavisinde ve iyilesme süreçlerinin hizlandirilmasinda kullanilabilecek olmasidir. Yara kapanma oranlarini artirmasi üridin veya üridin türevlerinin yukarida bahsedilen fizyolojik ve farmakolojik etkinliklerinden kaynaklanmaktadir. Asagida bu etkileri açiklanmaya çalisilmis üridin eklenmemis sartlarda yara iyilesmesinin neden daha az Epitel hücre yaraIanmasini takiben pihtilasmanin saglanmasi için hemostaz evresi baslar. Yara bölgesine trombosit agregasyonu gerçeklesir. Bu agregasyon ilerledikçe fibrin pihtisi olusur ve pihtilasma faktörleri saIinir. Sonraki yara iyilesme evreleri için zemin hazirlanmis olur. Ari (2019), yaptigi bir arastirmada üridinin ve fosfatli nükIeotidIerinin hemostaz parametreleri üzerine etkilerini incelemis, optik agregometre ile üridin, UMP, UDP ve UTP nükIeotidIerinin trombosit agregasyonuna nasil etki ettigini arastirmistir. Çalisma sonucunda üridinin kolajen ile uyarilan agregasyonu destekledigi, UMPinin herhangi bir fonksiyonunun bulunmadigini tespit etmistir. UDP ve UTPinin düsük konsantrasyonlarda agregasyonu aktive ettigi, yüksek konsantrasyonlarinda ise trombosit agregasyonunu inhibe edici davranis sergiledigi gösterilmistir (Ari, 2019). Bu çalismadan yola çikarak; üridinin trombosit agregasyonu ve hemostaz fazina etkisi, ticari ve katkisiz PCL yara örtülerine göre üridinIi yüzeylerdeki anIamIi yara iyilesmesinin nedeni olabilecegi düsünülmektedir. Bunu gösterebilmek için çalismanin etkinlik basamagina geçilerek in vivo deneyler gerçeklestirilmistir. Yara modeli olusturulmasi ve vara örtüsü uvqulamasi Siçanlarda olusturulacak tam kalinlikta deri defekti için, bistüri yardimiyla 1 cm x 1 cm büyüklügünde deri katmani kaldirilmistir. Bu yöntem ile toplam 4 yara modeli siçanlarin sirt bölgesinde olusturulmustur. Açilan yaralardan soI üstteki Tegaderm ticari yara örtüsü, sag üstteki katkisiz PCL nanolifli yüzey, sol alttaki %0,5 üridin içeren PCL nanolifli yüzey, sag alttaki %1 üridin içeren PCL nanolifli yüzey ile kapatilmistir. Operasyonun son asamasinda yara bölgesini korunmasi amaciyla koruyucu örtü ve steril spanç ile cerrahi bölge kapatilmistir. Yara bölgeleri kapatilan siçanlar kuyruklarindan numaralandirilarak kafeslerine yerlestirilmis, post-operatif 4. saatten itibaren rutin yem ve su verilmeye devam edilmistir. Yapilan çalismalar 8 siçan için tekrarlanmis, yara takibi sürecinde siçanlarin vücut agirliklari öIçüImüstür. Yara iyilesmesinin degerlendirilmesi öIçüImüstür. Seffaf asetat film yara üzerine koyularak, yara bölgesinin saglam doku ile kesistigi sinirlar asetat kalemi ile belirlenmistir. Asetat kagidindaki yara sekil görüntüleri, tarayicidan geçiriIip bilgisayara aktarildiktan sonra ImageJ programi ile yara alanlari cm2 olarak belirlenmistir. Yara küçülme oranlari asagida verilen formül kullanilarak hesaplanmistir Yara küçülmesi (%) = 100-[ ( Ayara(n) / AO)* 100 ] Ayara(n) = n. ölçüm günündeki yara alani A0 = Orjinal yara alani (0. gün) in vivo sonuçlarin yorumlanmasi Birinci gün sonuçlarinin karsilastirilmasiyla, ticari ürün ile PCL yara örtüsünün arasinda anlamli bir farkin olmamasi, üridinin yara iyilesmesine olumlu yönde etki ettigini desteklemektedir. Üçüncü günde ticari ürün ve katkisiz PCL yara örtüsü gruplarinda sirayla % 22,9 ve % 26,2 oranlarinda yara küçülmesi meydana gelmistir. % 0,5 üridinli yara örtüsü grubundaki yara küçülme orani %50,7 olmakla birlikte, 3 günde yara alaninin yarisinin kapandigi görülmektedir. % 1 üridin içeren yara örtüsü grubunda bu oran % 42,9 olmustur. 3. günde de üridinli yüzeylerin kullanildigi yara alanlarindaki degisim, istatistiksel olarak anlamli sekilde devam etmektedir. Sekil 1*de tam kat yara modelinde, degerler 0. günde olusturulan yaralarin yüzey alanlarinin günlere göre yüzde (%) olarak küçülmesini ortalama ± standart hata olarak göstermektedir (n28). Sekilde görüldügü üzere üridin içeren nanolifli yara örtüleri kullanilan gruplardaki yara iyilesmesi, ticari ürün ve katkisiz PCL nanolifli yüzey kullanilan gruplara göre daha hizli gerçeklesmis ve yaralarin kapanma oranlari anlamli sekilde daha fazla olmustur. Bu sürecin 5. güne kadar devam ettigi görülmektedir. 7. gün incelendiginde gruplarda, ticari ürün ile üridin içeren nanolifli yüzeyler arasinda yara kapanmasi açisindan anlamlilik kaybolmasina ragmen katkisiz PCL nanolifli yüzey arasindaki anlamliligin 9. güne kadar devam ettigi görülmektedir. Bu gözlemlenen sonuçta, üridinin ilk günde hizla saliverilmesinin önemli bir etkisi oldugunu düsündürmektedir. Sonuçlar in vitro deneylerden elde edilen ilaç salim verisi ile karsilastirildiginda, yüzeylerden üridin saliverilmesinin 5 gün boyunca devam etmesi, in vivo deneylerde üridinli yüzeylerin diger yüzeylere karsi 5. güne kadar görülen anlamli yara kapanmasinin da nedeni oldugu düsünülmektedir. Yara iyilesme süreci, çok çesitli büyüme faktörleri, sitokinler ve hormonlar tarafindan düzenlenmektedir (Werner ve Grose, 2003). Yapilan son çalismalarda; Nitrik oksit (NO) ve reaktif oksijen türlerinin de yara iyilesmesi sürecinde önemli düzenleyiciler oldugu ortaya koyulmustur. Düsük reaktif oksijen türleri seviyeleri de hücre içi sinyallesmenin temel aracilarindandir. Patojenlere karsi etkili savunma için gereklidir. Yapilan bir çalismada (Roy vd., 2006); Optimum hidrojen peroksit (H202) düzeylerinin yara anjiyogenezi için önemli oldugu ortaya koyulmustur. Fakat yüksek reaktiviteleri nedeniyle, reaktif oksijen türleri seviyelerinin fazla olmasi oksidatif strese neden olmakta ve yara iyilesmesini olumsuz etkilemektedir. Reaktif oksijen türleri sürekli proinflamatuar sitokin salgilanmasina, matris metaloproteazlarin indüklenmesine, proteinlerde, lipidlerde ve nükleik asitlerde oksidatif degisikliklere yol açabilir; ECM proteinlerini degistirebilir, bozulmus fibroblast ve keratinosit fonksiyonuna neden olabilir. Bu nedenle, normal iyilesme süreci için reaktif oksijen türlerinin üretimi ve detoksifikasyonunun siki bir sekilde düzenlenmesi çok önemlidir (Dunnill vd., 2017; Schafer ve Werner, 2008). Al ve digerleri (2020) yaptiklari bir çalismada, yenidogan hiperoksik beyin hasari modelinde üridin tedavisinin reaktif oksijen türleri üzerindeki etkilerini arastirmislardir. Glutatyon peroksidaz (GSH-Px), katalaz (CAT) ve süperoksit dismutaz (SOD) gibi, hücreleri oksidatif strese maruz kalmaktan koruyan antioksidan enzimler ile oksidatif stres belirteci olan melondialdehit (MDA) seviyelerinin, eksojen verilen üridin tedavisi ile nasil degistigini incelemislerdir. Üridinin, hiperoksiye bagli azalan SOD ve GSH-Px seviyelerini tekrar artirdigini, MDA seviyelerindeki artislari önledigini ve ayrica oksidatif strese duyarli DJ-1 proteininin azalan seviyelerini artirarak antioksidatif özellikler sergiledigini göstermislerdir (Al vd., 2020). Yara dokularinda reaktif oksijen türleri seviyelerini koruyan antioksidan maddeler yara iyilesmesini olumlu etkilemektedir. Üridinin antioksidan özellige sahip olmasi, üridin içeren yara örtülerinin yara iyilesmesinde, üridin içermeyenlere göre daha iyi performans göstermesinin nedeni olarak düsünülebilir. Oksidatif stres ayrica hücre yaslanmasi ile yakindan iliskilidir. Yapilan bir çalismada; in vitro ve in vivo olarak intestinal hücre yaslanmasi modelinde, üridinin anti-aging etkisi arastirilmistir. Üridin takviyesi ile yaslanma belirteçlerinin önemli derecede azaldigi, üridin ile tedavi edilen gruptaki hücrelerin proliferasyon yetenegi kontrol grubu ile karsilastirildiginda önemli ölçüde arttigi gösterilmistir (Jiang & Zhao, 2022). Üridinin; in vitro olarak insan kornea epitel hücreleri ve keratositleri üzerindeki etkisi ve in vivo olarak kuru göz modelinde üridin içeren göz damlasinin topikal uygulamasinin oküler yüzey iyilestirmesi arastirilmistir. Çalismalar sonucunda üridinin herhangi bir sitotoksisiteye neden olmadigi, hücre proliferasyonunu sagladigi görülmüstür. Kornea epitel hücrelerinde ve keratositlerde hyaluronik asit (HA) biyosentezi ve glikozaminoglikan (GAG) konsantrasyonunu önemli ölçüde artirmistir (Oh vd., 2007). Üridin, üridin kinaz tarafindan UTP'ye dönüstürülür ve ardindan sentezlenen UDP- Glikoz, HA'nin in vivo sentezinde kullanilir (Magee vd., 2001). Hyaluronik asidin derideki yara iyilesmesini hizlandirdigi birçok çalismada gösterilmistir (Abatangelo vd., hücrelerde yarilanma ömrü kisa oldugu için eksojen olarak verildiginde yara iyilesmesinde in vivo kullanimi sinirli olabilir. Çalismamizda üridinin yara iyilesmesini hizlandirmasindaki etkenlerden biri de, eksojen verilen üridinin, HAlnin endojen biyosentezini artirmasi olabilir. Matriks metalloproteinazlar (MMP'ler), normal yara iyilesmesinin tüm fazlarinda rol oynamaktadir. Fibroblastlarin göçü için, kolajen Iiflerinin dogru sekilde siralanmasini saglamaktadir. Yara kontraksiyonu için gerekli olan MMPller, anjiyogenezde de önemli bir role sahiptir (Kordestani, 2019). MMF-9, normal yara iyilesmesi sürecinde optimum seviyede sentezlenen, tip IV kolajenazdir. Bazal membrani parçalayarak yeniden epitelizasyonu desteklemekte, keratinositlerin yaraya göçüne ve yaranin kapanmasina ortam saglamaktadir. Yarada inflamatuar durumda, MMF-9 sentezi ve aktivasyonu yüksek seviyeye ulasir. Bu durum, yeni bazal membran olusturulmasini engelleyerek yara iyilesmesini geciktirmektedir (Nguyen vd., 2016; Reiss vd., 2010; Sabino ve auf dem Keller, 2015). Yapilan bir çalismada; REM uyku yoksunlugunda olan siçanlarda üridin uygulamasinin, hipokampal MMF-9 seviyeleri üzerindeki etkileri incelenmis, üridin tedavisi ile MMF-9 aktivitesindeki azalmanin düzeldigi görülmüstür (Cakir vd., 2022). Yapilan baska bir çalismada ise kornea epitel hücre kültüründe üridin takviyesinin, MMF-9 seviyerini azalttigi gösterilmistir (Oh vd., 2007). Literatürdeki bu çalismalarda görüldügü üzere üridinin MMF-9 seviyelerine nasil etki ettigi tam olarak anlasilamamistir. Bu tez kapsaminda, epitelyal hücrelerdeki MMF-9 aktivitesi hakkinda bir çalisma yapilmamistir. Yarada inflamasyonun artmasi halinde MMF-9 sentezinin arttigi bilinmektedir. Üridinin antiinflamatuar özellikte olmasi nedeniyle yüksek üridin konsantrasyonlu yara örtülerindeki yara iyilesmesinin gecikmesi, baskilanan inflamatuar sitokinlerin, yeterli düzeyde MMF-9 aktivasyonunu saglayamamasindan kaynaklanabilir. Üridin nükleotidlerinin reseptörlerinin derideki rolleri henüz tam belirlenmemis olsada, P2Y2 ve P2Y4 reseptörlerinin keratinosit hücre proliferasyon yanitinda aktif rol oynadigi Burrel ve digerleri (2003) tarafindan yapilan bir çalisma ile gösterilmistir. P2Y reseptörlerine etki eden nükleotidlerin, keratinosit büyümesini etkiledigi, özellikle epidermis hasarindan sonra iyilesmenin fizyolojik düzenlenmesinde rol oynayan bir mekanizma olabilecegi düsünülmektedir. (Burrell vd., 2003). Üridin için spesifik bir reseptör henüz tanimlanmamistir. Bu nedenle, üridinin etkilerini dolayli olarak UDP ve UTP'nin P2Y2, P2Y4 ve P2Y6 pürinerjik reseptörlere baglanabilmesi yoluyla gösterebilecegi varsayilabilir (Cansev, 2007; Cicko vd., 2015). Rejenerasyon, hasarli veya hastalikli dokularin yenilenmesi veya tekrar yerine konmasi olarak kisaca tanimlanabilir (Jopling vd., 2011). Liu ve digerleri (2022) tarafindan yapilan bir çalisma ile metabolik mekanizmalar tarafindan rejeneratif kapasitenin nasil desteklendigi arastirilmis, üridin tedavisinin, çesitli doku türlerinde rejenerasyonu ve onarimi artirdigi gösterilmistir. Üridin tedavisinin farelerde kas yara modelinde, proinflamatuar sitokin seviyelerini düzenledigi, doku onarimini destekledigi, daha yüksek kavrama gücü ve daha uzun kosu mesafesi sagladigi gösterilmistir. Ek olarak üridin takviyesinin kas liflerinde pirimidin nükleotid biyosentezini ve kas yapisi gelisimi ile iliskili genlerin ekspresyonunu düzenlemistir. Miyokard enfarktüs geçiren kalbin isleyisi üridin tedavisi ile iyilesmistir. Kas ve kardiyak yaralanma modellerine ek olarak, üridin tedavisi, karaciger ve kikirdak doku rejenerasyonunu da kolaylastirmistir. Kil folikülleri üzerine etkisi incelendiginde; üridin takviyesinin ardindan yüksek proliferasyon ile yeni kil foliküllerinin olustugu gösterilmistir. Üridinin, rejeneratif potansiyeli yüksek olan hücre ve dokularda daha bol olmasi, rejenerasyona tesvik edici güçlü bir faktör oldugunu göstermektedir (Liu vd., 2022). Üridinin doku onarimini tesvik etme ve fizyolojik islevleri iyilestirmedeki faydali rolleri göz önüne alindiginda, üridin katkili nanolifli yara örtülerinin yara iyilesmesini ve doku onarimini desteklemesi, bu bulgular ile paralellik göstermektedir. Üridin takviyesinin, metabolik adaptasyonu yeniden sekillendirerek rejenerasyonu ve onarimi destekledigi düsünülebilir. TR TR TR TR TR TR TR TR