TARIFNAME BILHASSA INTERSTISYEL SISTIT HASTALIGININ TEDAVISI içiN BIR FORMÜLASYON TEKNIK ALAN Bulus, medikal cihaz teknik alanina ait olup; bilhassa Interstisyel Sistit hastaliginin tedavisi için gelistirilmis bir formülasyon ile ilgilidir. ÖNCEKI TEKNIK Sistit, idrar yolu enfeksiyonunun (IYE olarak kisaltilabilir) en yaygin türlerinden biridir ve genellikle idrar kesesi ve idrar yolu iltihabi seklinde kendini göstermektedir. Sözü edilen hastalik genellikle bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle ortaya çikmakta ve özellikle kadinlar arasinda daha yaygin bir hastaliktir. Bu durum, idrar yaparken yanma hissi, sik idrara çikma ihtiyaci, ani idrara çikma istegi, alt karin veya sirtta agri ve bulanik veya kötü kokulu idrar gibi belirtilerle kendini göstermektedir. Interstisyel Sistit veya bir diger adiyla agrili mesane sendromu, genel olarak kabul görmüs bir tedavisi olmayan, idrar yolu enfeksiyonu veya malignite gibi iyi tanimlanmis diger patolojilerin yoklugunda mesane duvarinin iltihaplanmasi ve tahris olmasi sonucunda kronik pelvik agri, idrar aciliyeti ve sikligi ile karakterize, zayiflatici, kronik bir durumdur. Kadinlarda, idrari mesaneden disari tasiyan ve üretra adi verilen tüpün, erkeklere kiyasla daha kisa olmasindan ötürü daha sik rastlanmaktadir. Hastaligin, kadinlarda görülme sikligi erkeklere kiyasla 9-10 kat daha fazla oldugu saptanmaktadir. Interstisyel Sistit, gençlerde ortaya çikabilmekle beraber, en sik 30-40 yaslari arasinda görülmektedir. Interstisyel Sistit, kisinin günlük fiziksel ve sosyal aktivitelerinin azalmasina ve yasam kalitesinde olumsuz etkilere neden olmaktadir. Ayrica, is verimliliginde azalma, duygusal degisiklikler, uyku, cinsel islev bozuklugu ve hareketlilik ile iliskili oldugu iyi bilinmektedir. Interstisyel Sistit hastaliginin olus mekanizmasi tam olarak bilinmese de mideyi kendi asidinden koruyan mukus tabakasi gibi mesane içerisinde mesane iç yüzeyini idrara karsi koruyan glikozaminoglikan (GAG) denilen tabakanin hasar görmesi en sik üzerinde durulan mekanizmadir. Mesanedeki hasarli tabaka yüzeyi idrar ile dogrudan temas halindedir. Bu durum, mesanede yangisal ve alerjik bir süreci baslatmaktadir. Bu yangisal sürecin sonucunda mesanede normalde aktif olmayan agri lifleri aktif hale gelmekte ve agri hissedilmesi baslamaktadir. Süreç beyinde farkli sekilde algilanir ve beyin mesanedeki agrinin siddetli hissedilmesine neden olmaktadir. Mesane iyilesirken yeni damar ve yeni sinir liflerinin olusmasi sonucu süreç kisir döngüye girmektedir. Agri hafizasi denilen duruma bagli en ufak uyarici faktörlerde bile agri tekrar baslamakta ve degisen siddetlerde mesane ve perine denilen kalçanin taban kisminda kendini hissettirmektedir. Bazen kasiklarda agri olusumu da olmaktadir. Epitelyumda ya da mesanede hasar, mesane epitel tabakasindaki bir bozukluga bagli olarak, idrardaki tahris edici maddelerin mesane içine nüfuz etmesi, idrarda mesaneye zarar veren maddelerin olmasi, alerjik reaksiyon, kalitimsal nedenler, sik tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlari, mesane hissini tasiyan sinirlerde meydana gelen degisimler nedeniyle agri yapmasi, histamin salgilayan enflamatuar hücreler ve diger kimyasallarin bulunmasi teknikte Interstisyel Sistit hastaliginin sebepleri arasinda yer almaktadir. Hastaligin bilinen tedavi yöntemleri arasinda analjezikler, antidepresanlar, antihistaminikler, kortikosteroidler, gabapentin, suplatast tosilat, quercetin, sodyum pentosanpolisülfat gibi ilaç tedavisi, mesane içine uygulanan intravezikal uygulamalar, fizik tedavi, elektriksel sinir uyarimi, alternatif tip, mesane egitimi, mesanenin genisletilmesi, sigarayi birakma, stres yönetimi ve cerrahi islemler yer almaktadir. Yukarida bahsi geçen tedavi yöntemlerinden intravezikal uygulamalar ile hasarli olan hedef yapiya yüksek konsantrasyonda glikozaminoglikan içeren etkin madde gönderilerek tedavi uygulanmaktadir. Daha az sistemik yan etki ve daha çok semptomatik rahatlama bildirilmisse de bu yöntem, yüksek maliyet, agri, enfeksiyon riski ve lokal yan etkiler söz konusudur. Bu olasi etkilerden dolayi en fazla kullanilan yöntemlerden biri olan intravezikal uygulamalarin bile hastaya, yüksek maliyete neden olmasi, tedavi sürecinin uzun olmasi ve tedaviden olumlu bir cevap alinamamasi en büyük eksikliklerdendir. Tedavi sürecinde genellikle hasta ayda 4 kez olmak üzere her hafta ve sonrasinda 2 ay boyunca ayda bir kez olmak üzere toplamda 6 kez her seferinde doktora gidip tedavi görmesi gerektigi gibi bu süre hastaligin durumuna göre daha da uzayabilmektedir. Bu süre içerisinde hasta hem yüksek maliyet hem de günlük aktivitelerini gerçeklestirmede zorluklar yasamaya devam etmektedir. Interstisyel Sistit tedavisi için intravezikal uygulamalarda genel olarak Glikozaminoglikan (GAG) bilesenleri içeren ilaçlar kullanilmaktadir. Hem vücutta dogal olarak sentezlenmesi hem de disaridan alindiginda yan etkisinin az olmasi en büyük avantajlari arasindadir. Hyalüronik asit (HA), heparin sülfat, heparin, kondroitin 4-sülfat, kondroitin 6-sülfat, dermatan sülfat ve keratan sülfat GAG bilesenleri olarak bilinmektedir. Intravezikal uygulamalar ile hasarli mesanedeki GAG tabakasi iyilestirilerek agrilar ortadan kaldirilabilmektedir. GAG tabakasinin temel amaci, mesane duvarindaki hücreleri tahris edici maddelerden korumaktir. GAG tabakasi idrarla etkilesime girmeden suyu siki bir sekilde bünyesinde tutmakta ve bu nedenle de mesane hücrelerini koruyan su geçirmez bir bariyer olusturmaktadir. Idrar, vücuttan atilmaya hazir atik ürünler ve toksinlerin bir çözeltisidir. GAG tabakasinin hasar görmesi, idrarda bulunan asitlerin ve toksinlerin dogrudan mesane duvarindaki hücrelere ulasmasina neden olmaktadir. Bu da aciliyet ve agri hissinin yani sira iltihaplanmaya da neden olabilmektedir. Kanamaya bile neden olabilmektedir. Mesane duvarindaki GAG katmani hasari ayni zamanda bakterilerin neden oldugu enfeksiyona karsi koruyucu etkiyi de azaltmaktadir. Idrar ne kadar konsantre olursa, GAG katmaninin herhangi bir sekilde ihlal edilmesi nedeniyle tahris ve enfeksiyon potansiyeli de o kadar yüksek olmaktadir. Tanenler kimyasal açidan, hidroliz olabilen tanenler (Pirogallol tipi tanenler) ve kondanse tanenler olmak üzere iki ana grupta incelenmektedir. Birinci grupta yer alan tanenler bir asit ya da enzim esliginde hidroliz olarak gallik asit, protokatesik asit ve seker gibi, suda çözünebilen bilesikler vermektedir. Suda az, alkol ve asetonda iyi çözünmektedir. Hidrolize tanenler, gallotanninler (gallik asit türevi olan tanenler) ve ellagitanninler (Ellagik asit türevi olan tanenler) olmak üzere iki gruba ayrilmaktadirlar. Tannik asit olarak da bilinen tanenler, polifenolik bilesikler olup, kolza, bakla, çay ve sorgumda gibi bitkilerden elde edilen, açik sari-kahverengi toz, pul ya da süngersi bir kütle halindeki biçimsiz (amorf) maddelere verilen addir. Tannik asit, derinin bitkisel tabaklanmasinda, demir safra mürekkebinde, kirmizi saraplarda ve çesitli hastaliklarin tedavisinde geleneksel bir ilaç olarak önemli bir bilesendir. Tannik asit'in bir antioksidan olarak inflamasyonu azalttigi, yaygin patojenik bakterilerde antibiyotik görevi gördügü ve çesitli kanser türlerinde apoptozu indükledigi bilinmektedir. Belirli konsantrasyonlarda tannik asit, hemoroit ve ishal gibi gastrointestinal bozukluklar, ciddi yaniklarin tedavisi ve nörodejeneratif hastaliklara karsi koruma saglamak için kullanilmaktadir. Tannik asit ayni zamanda biyomalzeme arastirmalarinda dogal ve sentetik hidrojellerin ve polimerlerin mekanik özelliklerini gelistirmek için dogal bir çapraz baglama maddesi olarak kullanilirken ayni zamanda malzemelere anti-inflamatuar, antibakteriyel ve antikanser aktivite kazandirmaktadir. etken maddesinin yaninda lokal anestezik etkisi olan 082 reseptör agonisti beta- karyofile ile kombine olarak intravezikal olarak farelere uygulanmaktadir. Söz konusu patentte elde edilen verilere göre 082 reseptör agonisti olan ajanlarin DMSO ile birlikte kombinasyon formda uygulanmasi ile Interstisyel Sistit tedavisinde hem inflamasyonu hem de agrinin azalmasinda faydali oldugunu göstermektedir. sistit ve mesane rahatsizliklari tedavisinde faydali GAG (Glikozaminoglikan) bileseni olan kondroitin sülfat yüksek dozda (400 mg/20 mL) intravezikal olarak uygulanarak hastalarda semptomlarin hizli bir sekilde azaltilmasinda etkili bir yöntem oldugundan bahsetmektedir. Söz konusu patentte sodyum klorür içeren fosfat tamponunda 20 mg/mL kondroitin sülfat içerecek sekilde steril bir Flint l tip vial içerisinde olacak sekilde bir solüsyon hazirlanmis ve ürün haftada bir ya da iki kez intravezikal uygulama ile tedavi edilmistir. Sonuç olarak, yukarida bahsedilen tüm sorunlar, ilgili teknik alanda bir yenilik yapmayi zorunlu hale getirmistir. BULUSUN KISA AÇIKLAMASI Mevcut bulus yukarida bahsedilen dezavantajlari ortadan kaldirmak ve ilgili teknik alana yeni avantajlar getirmek üzere, agrili mesane olarak da bilinen Interstisyel Sistit tedavisinde kullanimina yönelik gelistirilmis bir formülasyon ortaya konulmasi hedeflenmektedir. Bulusun öncelikli hedefi, Interstisyel Sistit hastaliginin tedavisini saglayan bir formülasyon ortaya koymaktir. Bulusun bir diger öncelikli hedefi, Interstisyel Sistit hastaliginin tedavisi ve iyilesme sürecinde idrar ile dogrudan temasta olan mesanede koruyucu bir bariyer olusturarak hasarli mesane bölgesindeki hastaligin tekrardan olusmasinin önüne geçen bir formülasyon ortaya koymaktir. Bulusun bir amaci, mesane iç yüzeyinde bulunan GAG katmanini idrara karsi koruyan ve mesane yüzeyindeki hasarin azaltilmasini saglayan bir formülasyon ortaya koymaktir. Bulusun bir diger amaci, mesanedeki inflamasyonu azaltmak üzere gelistirilmis bir formülasyon ortaya koymaktir. BU LUSUN DETAYLI AÇIKLAMASI Bu detayli açiklamada bulus konusu, bilhassa Interstisyel Sistit hastaliginin tedavisi için etkili bir formülasyon ile ilgili olup, sadece konunun daha iyi anlasilmasina yönelik hiçbir sinirlayici etki olusturmayacak örneklerle açiklanmaktadir. Bu bulusta, "bilhassa Interstisyel Sistit" ifadesi geçmektedir çünkü buna benzer hastaliklarin tedavisinde veya bu hastaliklardan kaynaklanan semptomlarin giderilmesinde de bulusa konu edilen formülasyonun etkili olacagi tespit edilmistir. Konu edilen formülasyon ile agrili mesane sendromu, üretra yolunda diger bir hastalik olan üretrit tedavisi, üretral yaralar ve üretral ameliyat sonrasi bakim amaciyla kullanimi söz konusudur. Bulusta konu edilen formülasyonun hasta için ilk hedefi, mesane ve üretra bölgelerinde olusan hasarin hizli bir sekilde onarilmasini saglamaktir. Bir diger hedefi ise, onarilma sonrasi yine de hassas olan hastalikli bölgenin korunmasini saglamaktir. Bulusa konu formülasyon, bünyesinde hastalikli bölgenin onarilmasini saglamak üzere terapötik, antioksidan, anti-inflamatuar ve antimikrobiyal özellikte bilesen içermektedir. Formülasyonun saglamak istedigi bir diger islev ise, hastalik bölgesinde koruyucu bir bariyer olusturarak tamir edilen hasar görmüs yapinin tekrardan hasar olusumunu engellemektir. Iyilesme sürecinde hastaligin tekrardan nüksetmesine engel olarak iyilesme sürecinin hizlanmasi saglanmaktadir. Bu bulusta, "tedavi" derken Interstisyel Sistit ve benzeri hastaliklarin ilerlemesinin yavaslatilmasi, olusan agrilarin hafifletilmesi mesane duvari fonksiyonunun korunmasi ve genel yasam konforu arttirilmasi gibi etkilerin tümü kastedilmektedir. Bu bulusta konu edilen formülasyon, bünyesinde en az bir glikozaminoglikan (GAG olarak kisaltilabilmektedir) bileseni içermektedir. Bulusta "glikozaminoglikan" derken, tekrarlanan disakkarit birimlerinden olusan, bu birimlerin bünyesinde bir amino seker ve bir üronik asit içerdigi yapilar kastedilmektedir. Bu bulusta glikozaminoglikan bilesen(ler)i, formülasyon için esas bilesenlerden biri olup; formülasyonun esas iki islevin gerçeklesmesine de olanak saglamaktadir. Glikozaminoglikan bilesen(ler)i, uygulandigi hastalik bölgesi için koruyucu bir tabaka olusturmaktadir. Bu özelligi ile birlikte mesanedeki inflamasyonun azaltilmasini saglamakta; hasarin tekrar olusumunu, idrardaki toksinler ve asitler gibi tahris veya hasta edici bilesenlerin hastalik bölgesindeki hasarli hücrelere dogrudan ulasilmasina engel olmaktadir. Bu koruyucu bariyer, hasarli bölgenin iyilesme sürecinin hizlanmasini saglamaktadir. Ayrica, hastalikli bölgenin tedavi esnasinda tekrardan hastaligin nüksetmesine veya mevcut hastalik halinin ilerlemesine engel olunmaktadir. Bulusa konu formülasyon glikozaminoglikan olarak bünyesinde, hyalüronik asit, heparin, dermatan, kondroitin sülfat, keratin sülfat veya bunlarin kabul edilebilir tuzlarindan en az birini içerebilmektedir. En tercih edilen uygulamada glikozaminoglikan bilesik olarak hyalüronik asit sodyum tuzu tercih edilmektedir. Bulusta bahsedildigi özelligi ile birlikte hastalik bölgesi için koruyucu bariyer islevini saglayan glikozaminoglikan bilesen(ler)in, tedavi edici özellikte olmasi hedeflenmektedir. Bunun yani sira emilim ve biyoyararlanim özelliklerinin de artmasi hedeflenmektedir. Bulusa konu formülasyonda esas bilesen olarak islev gören glikozaminoglikan bilesen(ler)in, hedeflenen özelliklere sahip olabilmesi için en az bir polifenolik bilesik ile modifiye edilmesi söz konusudur. Modifiye edilmesinde kullanilan polifenolik bilesik(ler), formülasyon bünyesinde hastalik bölgesi için ilk olarak antioksidan, anti-inflamatuar ve antimikrobiyal özellik saglamaktadir. Bu özellikleri ile birlikte hastalik bölgesindeki hasar görmüs yüzey için terapötik bir etki saglamaktadir. Ayrica, hasarli bölgede koruyucu bir bariyer olusturarak inflamasyonun önüne geçilmesi ve oksidatif stresin azaltilmasi ile iyilesme sürecinin hizlanmasi mümkün olmaktadir. Bu bulusta "polifenolik bilesik(ler)" derken, bünyesinde bir veya daha fazla aromatik halka ve bu halkalara bagli hidroksil (-OH) grubu içeren yapilara sahip bilesikler kastedilmektedir. Bu bulusta modifiye edilme derken, en az bir glikozaminoglikan bilesen(ler)in, en az bir polifenolik bilesik(ler) ile reaksiyona sokulmasiyla elde edilen tüm bilesikleri kapsamaktadir. Bulusta modifiye edici polifenol bilesik olarak tanen (tannik asit) grubundan en az bir bilesik tercih edilebilmektedir. Tanen grubundan tercihen polifenolik bilesik olarak gallotanninler ve/veya ellagitanninler formülasyon bünyesinde yer alabilmektedir. En tercih edilen uygulamada modifiye edici polifenolik bilesik olarak gallik asit tercih edilmektedir. Buna göre bulusa konu formülasyonun yenilikçi yönlerinden biri bünyesinde polifenolik bir bilesik ile modifiye edilmis en az bir glikozaminoglikan içermektir. Tercih edilen bir uygulamada formülasyon bünyesinde glikozaminoglikan bileseni, modifiye edilmis olarak içerirken ayni zamanda modifiye olmamis sekilde de içerebilir. Fakat bulus sahipleri, glikozaminoglikan bilesenlerinden hyalüronik asit'in gallik asit ile modifiye edilmis formunun daha etkin özelliklere sahip oldugunu vurgulamaktadir. Söz konusu formülasyonda polifenolik bilesik ile modifiye edilmis glikozaminoglikan bilesen(ler)i hasarli mesanenin idrar ile temas eden yüzeyinde bir bariyer olusturacaktir. Bu bariyerin olusmasi ile Interstisyel Sistit hastaligin tedavisini mümkün kilacaktir. Bu koruyucu bariyer, hasarli mesane duvarindaki hücrelerin formülde yer alan modifiye edilmis glikozaminoglikan bilesen(ler)in emilmesi ile saglanacaktir. Burada gerçeklesen emilim bazi bilesenlerde kolay oldugu gibi bazi bilesenlerde zor olmaktadir. Kolay emilimi olan bilesen(ler) vücutta kalma süresi düsük oldugu gibi emilimi zor olan bilesen(ler) hasarli mesane duvarinda bir bariyer olusturamamaktadir. Burada, glikozaminoglikan bilesen(ler)i modifiye edilerek hem kolay emilim gösteren hem de hasarli mesane duvarinda uzun süreli bir bariyer olusturan yeni bir formülasyon olusturulmaktadir. En tercih edilen uygulama formülasyonda glikozaminoglikan bileseni olarak hyalüronik asit, polifenolik bilesik olan gallik asit ile modifiye edilmesidir. Yüksek molekül agirlikli hyalüronik asit'lerin düsük molekül agirlikli hyalüronik asit'lere göre vücuttaki emilimi çok yavas oldugu gibi vücutta kalma süreleri nispeten daha uzun oldugu bilinmektedir. Gallik asit ise, molekül yapisi itibariyle vücuttaki emilimi hizlidir. Burada, özellikle yüksek molekül agirlikli hyalüronik asit'lerin modifiye edilmesi ile mesane duvarinda emilimi olmayan ve vücutta kalma süresi yüksek olan yüksek molekül agirlikli hyalüronik asit'lerin emilimi saglanabilmektedir. Böylece, vücutta kalma süresi yüksek olan hyalüronik asitlerden mesane duvarinda koruyucu bir bariyer olusturularak hastaligin tamamen ortadan kaldirilmasi söz konusu olmaktadir. Ayrica, mesanedeki emilimi hizli olan düsük molekül agirlikli hyalüronik asit'lerin modifiye edilmesi ile mesane duvarinda olusan bariyerin vücutta kalma süresi arttirilarak hastaligin tamamen ortadan kaldirilmasi söz konusu olmaktadir. Her iki uygulamada da gallik asit ile modifiye edilen hyalüronik asit, bozulmus mesane duvarina hizlica emilimi gerçeklesecek ve burada, uzun süre etkili koruyucu bir tabaka olusturacaktir. Bu koruyucu tabaka sayesinde bozulmus mesane duvari onarilmaktadir. Bu koruyucu tabaka, mesanedeki inflamasyonu azaltilmakta ve idrar ile dogrudan temas eden mesane iç yüzeyini idrarda bulunan asitler ve toksinlerden korumasi ile dogrudan mesane hücrelerine ulasmasina engel olmaktadir. Böylelikle, Interstisyel Sistit hastaliginin semptomlari ortadan kald irmaktadir. Bulusa konu formülasyon bünyesinde 50 ila 4.000 kDa araliginda bir degerde en az bir hyalüronik asit tuzu olan sodyum hyalüronat bileseni içermektedir. Bulusa konu formülasyon bünyesinde agirlikça %0,005 ila %3 araliginda bir degerde en az bir modifiye edilmis glikozaminoglikan bileseni içermektedir. Bulusa konu formülasyon, tercih edilen bir uygulamada bünyesinde en az bir tampon çözelti içermektedir. Tampon çözelti formülasyon bünyesinde, formülasyonun pH degerini ve osmolalitesini ayarlamak üzere yer almaktadir. Formülasyonun, hastalik bölgesi için ortama uyum saglamasi ve stabil kalmasini saglamaktadir. Bu bulusta formülasyon tampon çözeltisi olarak sodyum klorür ve/veya fosfat tampon (PBS) çözeltilerinden en az birini içermektedir. Formülasyon tercih edilmesi durumunda en az bir yardimci bilesen içermektedir. Yardimci bilesen olarak analjezik bilesen(ler) kullanilabilir. Analjezik olarak lidokain, prilokain, bupivakain, artikain ve mepivakain gibi bilesenlerin kullanimi söz konusu olabilir. Tercih edilen bir uygulamada formülasyonun pH degeri 6,8 ila 7,6 araliginda bir deger olup; bu deger hastalik bölgesi ve özellikle mesane iç kisminin pH degerine uyumlu olmasi için belirlenmistir. Tercih edilen bir uygulamada formülasyonun osmolalite degeri, 250 ila 350 mOsmol/kg araliginda bir degerdedir. Bu osmolalite deger araligina sahip sivilar, insan vücudunun osmotik dengesi korunmakta olup hücrelerin normal fonksiyonlarini yerine getirmesinde önemlidir. Bu özelliklerde olan formülasyon tercihen belirlenen hacimlerde siringalara ya da vial içerisine doldurularak depolanabilmektedir. Hasta kisisi için uygulanmak istendiginde formülasyon hastalikli bölgeye enjekte edilmektedir. Tüm endikasyonlar için nihai kateter seçimine hekim karar verebilmektedir. Tercih edilen uygulamalarda kadin hastalara enjeksiyon için 8, 10 ve 12 french çapinda; ve 30 cm uzunlugunda kateterin kullanimi söz konusudur. Erkek hastalarda kateterin kullanimi söz konusudur. Kateter yardimiyla formülasyon hastalikli bölgeye bosaltilmaktadir. Hastalikli bölge tamamen bosaltildiktan sonra formülasyon instilasyon yoluyla mesane içerisine enjeksiyon teknikleri konusunda egitimli tip uzmanlari bu ürünü enjekte edilmektedir. Enfeksiyondan kaçinmak için aseptik teknik eksiksiz sekilde uygulanmaktadir. Enjeksiyon sonrasi kateter hastadan çikartilmali ve ürün, enjeksiyon sonrasi en az 30 dakika en fazla 2 saat mesanede bekletildikten sonra mesane disina bosaltilmaktadir. Bulus bir diger yönüyle formülasyonda esas bilesen olarak yer alan hyalüronik asit'in gallik asit ile modifiye edilmesi için bir yöntemi tanimlamakta olup asagidaki islem adimlarini içermektedir. Fakat burada verilen bilesenler ve bilesenlerin kullanimina bagli olarak belirtilen degerler degiskenlik gösterebilmektedir. Örnegin, asetik asit yerine baska benzer etkide asit kullanimi söz konusu olabilmektedir. Burada ki amaç, bulusta modifiye islemi derken ne kastedilmekte ve hangi temel islem adimlarinin uygulandiginin gösterilmesinde ilgili teknik alan için teknik ögretiler saglamaktir. Gallik asit'ten gallik anhidrit eldesi ila 20 mmol araliginda bir degerde gallik asit (formül 1'de 1 olarak ifade edilmektedir), belirlenen miktarlarda asetik asit içerisinde çözündürülmektedir. Elde edilen çözeltiye, 1 ila 5 saat araliginda bir degerde geri sogutucu altinda kaynatilarak karistirma islemi gerçeklestirilmektedir. Akabinde çözeltiden, çözücü uzaklastirilmakta ve kurutma islemi gerçeklestirilmektedir. Elde edilen kalintiya damitma islemi uygulanmakta ve viskoz bir sivi elde edilmektedir. Viskoz sivi toplanmakta ve sogumaya birakilmaktadir. Sivi oda sicakligina geldiginde katilasmaktadir. Elde edilen kati dietil eter ile yikanarak saflastirilmaktadir. Reflaks Formül 1 . Gallik asit'ten gal/oil klorür eldesi ila 20 mmol araliginda bir degerde gallik asit (formül 2'de 1 olarak ifade edilmektedir), belirlenen miktarlarda tiyonil klorür içerisinde çözündürülmektedir. Elde edilen çözeltiye, 1 ila 15 saat araliginda bir degerde geri sogutucu altinda kaynatilarak karistirma islemi gerçeklestirilmektedir. Akabinde çözeltiden, çözücü uzaklastirilmakta ve kurutma islemi gerçeklestirilmektedir. Elde edilen kalintiya damitma islemi uygulanmakta ve viskoz bir sivi elde edilmektedir. Viskoz sivi toplanmakta ve sogumaya birakilmaktadir. Ref laks Formül 2. Sodyum hyalüronat'in p-toluen sülfonil klorür ile reaksiyonu Argon gazi ortaminda 0,1 ila 1,5 9 sodyum hyalüronat (formül 3'te 2 olarak ifade edilmektedir) 20 ila 50 mL susuz piridin ile çözülmektedir. Çözeltinin ortam sicakligi -5 ila 0 °C'a ayarlanmakta ve üzerine bu sicaklikta yavas yavas p-toluen sülfonil klorür (TsCl) (Sodyum hyalüronat'in tekrarlayan birim sayisina esdeger miktarin 1,5 kati kadar) eklenmektedir. Çözelti argon gazi ve 0 ila 5 °C sicaklikta gece boyunca karistirilmaktadir. Reaksiyon tamamlandiktan sonra çözelti üzerine 0 ila 5 °C sicaklikta bulunan susuz etil alkol eklenmektedir ve tosillenmis hyalüronik asit (2a) çöktürülmektedir. Elde edilen kati susuz etil alkol ile yikanarak saflastirilmaktadir. O Piridin, TsCl 0 Formül 3. Sodyum hyalüronat'in halojen/enmesi (2b-c);Argon gazi ortaminda 0,1 ila 1 g araliginda sodyum hyalüronat (formül 4'te 2 olarak ifade edilmektedir) üzerine 20 ila 30 mL susuz DMF eklenerek süspansiyon çözeltisi en az 30 dakika boyunca karistirilmaktadir. Çözelti üzerine -10 ila 0 °C sicaklikta metansülfonil klorür (MsCl, 2b için) veya metansülfonil bromür (MsBr, 20 için) (Sodyum hyalüronat'in tekrarlayan birim sayisina esdeger miktarin 10 kati kadar) yavas yavas eklenmektedir. Ekleme bittikten sonra karisim argon gazi ortaminda ve oda sicakliginda gece boyunca karistirilmaktadir. Reaksiyon süresi bittikten sonra karisim oda sicakligina kadar sogutulmakta ve karisim üzerine 1 ila mL araliginda bir degerde saf su eklenerek reaksiyon sonlandirilmaktadir. Reaksiyon sonlandirildiktan sonra karisim tercihen 0,1 M NaOH ile nötralize edilmektedir. Elde edilen karisimin çözücüsü bir evaporatör yardimiyla uzaklastirilmakta ve halojenlenmis sodyum hyalüronat (2b-c) elde edilmektedir. Elde edilen kati etil alkol ile yikanarak saflastirilmaktadir. 1- MsX, susuz DMF O 2- NaOH, HZO Formül 4. Gallik anhidrit'inden sodyum hyalüronat'in modifikasyonu; 0,1 ila 1 g araliginda bir degerde sodyum hyalüronat (formül 5'te 2 olarak ifade edilmektedir) üzerine 1 ila 20 mL araliginda bir degerde saf su eklenmekte ve çözelti oda sicakliginda gece boyunca karistirilarak çözünmesi saglanmaktadir. Çözelti üzerine 1 ila 20 mL araliginda bir degerde tercihen dimetil sülfoksit (DMSO) yavas yavas eklenerek karistirilir. Bu çözelti üzerine sirasiyla 0,1 ila 1 mL araliginda bir degerde trietilamin (TEA), 1 ila 10 mg araliginda bir degerde 4- dimetilaminopiridin (DMAP) eklenmekte ve homojen bir çözelti olana kadar karistirilmasi saglanmaktadir. Hazirlanan bu çözelti 0 ila 5 °C'a kadar sogutulur ve üzerine 1 ila 10 mL araliginda bir degerde DMSO içerisinde çözülmüs gallik anhidrit (formül 5'te 1a olarak ifade edilmektedir) yavas yavas eklenmektedir. Çözelti oda sicakliginda gece boyunca karistirilmaktadir. Karistirma islemi bittikten sonra çözelti tercihen 0,1 M HCI ile pH 7,2-7,8 araligina ayarlanmakta ve üzerine doygun sodyum klorür eklenerek modifiye hyalüronik asit (formül 5'te 3 olarak ifade edilmektedir)'in çökmesi saglanmaktadir. Elde edilen kati etil alkol ile yikanarak saflastirilmasi saglanmakta ve kati madde vakum altinda kurutulmaktadir. Elde edilen modifiye hyalüronik asit maddesi formülasyonda kullan ilacaktir. HO 0 OH l-DMAP,TEA,DMSO,HZO HO OH 2-HCI,NaCl,l-i20 Formül 5. Galloil klorür'Ünden sodyum hyalüronat'in modifikasyonu 0,1 ila 1 g araliginda bir degerde sodyum hyalüronat (formül 6'da 2 olarak ifade edilmektedir) üzerine 10 ila 20 mL araliginda bir degerde susuz DMF eklenmektedir ve süspansiyon çözelti, oda sicakliginda karistirilmaktadir. Bu karisimin üzerine 0,5 ila 1,5 mL araliginda bir degerde susuz piridin eklenmektedir. Karisim çözünene kadar karistirilmaktadir. Çözelti üzerine susuz piridin ile çözülmüs galloil klorür (formül 6'da 1b olarak ifade edilmektedir) yavas yavas eklenmektedir ve oda sicakliginda gece boyunca karistirilmaktadir. Reaksiyon tamamlandiktan sonra çözelti üzerine tercihen 0,1 M HCI ile pH 7,2-7,8 araligina ayarlanmakta ve üzerine doygun sodyum klorür (NaCl) eklenerek modifiye hyalüronik asit (3)'in çökmesi saglanmaktadir. Elde edilen kati etil alkol ile yikanarak saflastirilmasi saglanmakta ve kati madde vakum altinda kurutulmaktadir. Elde edilen modifiye hyalüronik asit maddesi formülasyonda kullanilacaktir. 1- DMF, Piridin 00 2- HCI, NaCl, HZO Formül 6. Tosillenmis sodyum hyalüronat veya halojenlenmis sodyum hyalüronat'in gal/ik asit ile modifikasyonu Gallik asit (Sodyum hyalüronat'in tekrarlayan birim sayisina esdeger miktarda) tartilmakta ve üzerine 20 ila 50 mL araliginda bir degerde susuz DMF eklenmektedir. Çözelti buz banyosunda sogutulmakta ve üzerine potasyum karbonat (KCOs) (gaIIik asit'e esdeger miktarin 4 kati kadar) eklenmektedir. Çözelti gaz çikisi bitine kadar karistiriImaktadir. Sonrasinda çözelti 0 °C'a sogutularak üzerine 0,1 ila 1 g araliginda bir degerde halojenlenmis sodyum hyalüronat (formül 7'de 2b-c olarak ifade edilmektedir) veya tosiIIenmis sodyum hyalüronat (formül 7'de 2a olarak ifade edilmektedir)'tan yavas yavas eklenmekte ve çözelti oda sicakligina getirilmektedir. Çözelti oda sicakliginda gece boyunca karistiriImaktadir. Reaksiyon tamamlandiktan sonra çözelti üzerine tercihen 0,1 M HCI ile pH 7,2-7,8 araligina ayarIanmakta ve üzerine doygun sodyum kIorür eklenerek modifiye hyalüronik asit (formül 7'de 3 olarak ifade edilmektedir)'in çökmesi saglanmaktadir. Elde edilen kati etil alkol ile yikanarak safIastiriImasi saglanmakta ve kati madde vakum altinda kurutulmaktadir. Elde edilen modifiye hyalüronik asit maddesi formülasyonda kullan iIacaktir. 1-10 0\ + _› 1-10 OH 1-10 2- Hci, Naci, 1420 Za, X=O-Ts 2b, X=Cl 2c, X=Br Formül 7. Gallik asit ile sodyum hyalüronat'in modifikasyonu Gallik asit (Sodyum hyalüronat'in tekrarlayan birim sayisina esdeger miktarin 3 kati kadar), 1 ila 15 mL araliginda bir degerde susuz DMF ile çözüImektedir. Çözelti üzerine gallik asit'e esdeger miktarda 1-etil-3-(3'-dimetilaminopropil) karbodiimit hidroklorür (EDC.HCI) eklenir ve oda sicakliginda 1 saat karistirilmaktadir. Daha sonra çözelti üzerine buz banyosunda n-hidroksisüksimit (NHS) gallik asit'e esdeger miktarda eklenmektedir. Çözelti 1 saat buz banyosunda karistirilmaktadir. Buz banyosundaki çözeltinin üzerine susuz DMF ile çözülmüs 0,5 9 sodyum hyalüronat (formül 8'de 2 olarak ifade edilmektedir) eklenmekte ve çözelti 30 dakika boyunca buz banyosunda karistirildiktan sonra oda sicakligina alinmaktadir. Çözelti oda sicakliginda gece boyunca karistirilmaktadir. Reaksiyon tamamlandiktan sonra çözelti üzerine doygun sodyum klorür (NaCl) eklenerek modifiye hyalüronik asit (3)'in çökmesi saglanmaktadir. Elde edilen kati etil alkol ile yikanarak saflastirilmasi saglanmakta ve kati madde vakum altinda kurutulmaktadir. Elde edilen modifiye hyalüronik asit maddesi formülasyonda kullanilacaktir. 0 OH i- DMF, EDC.HCl/NHS 0 1-10 + _› HO HO 2- NaCl, HZO Formül 8. Bulusun koruma kapsami ekte verilen istemlerde belirtilmis olup kesinlikle bu detayli anlatimda örnekleme amaciyla anlatilanlarla sinirli tutulamaz. Zira teknikte uzman bir kisinin, bulusun ana temasindan ayrilmadan yukarida anlatilanlar isiginda benzer yapilanmalar ortaya koyabilecegi açiktir. TR TR TR TR TR TR TR TR TR TR TR TR TR TR